AnasayfaFirma Rehberi Hal RehberiSeri ilan Foto Galeri Web TV RssYazarlarE-GazeteWebmailİletişim 13 Aralik 2017 Çarsamba 15:02
MANŞETGÜNCELEKONOMİPOLİTİKAEĞİTİM SAĞLIKKÜLTÜR-SANATSPORBİLİM VE TEKNOLOJİMAGAZİN
ANTALYA AKSEKİ AKSU ALANYA DEMRE DÖŞEMEALTI ELMALI FİNİKE GAZİPAŞA GÜNDOĞMUŞ İBRADI KAŞ KEMER KEPEZ KONYAALTI KORKUTELİ KUMLUCA MANAVGAT MURATPAŞA SERİK BURDUR AĞLASUN ALTINYAYLA BUCAK ÇAVDIR ÇELTİKÇİ GÖLHİSAR KARAMANLI BURDUR KEMER TEFENNİ YEŞİLOVA ISPARTA ISPARTA AKSU ATABEY EĞİRDİR GELENDOST GÖNEN KEÇİBORLU SENİRKENT SÜTÇÜLER ŞARKİKARAAĞAÇ ULUBORLU YALVAÇ YENİŞARBADEMLİ FETHİYE SEYDİKEMER

ANTALYA HAVA DURUMU
ANKARA

T.C.M.B. DÖVİZ KURLARI
Alış : 3.8390
Satış : 3.8459
Alış : 3.3780
Satış : 3.4003
Alış : 2.2924
Satış : 2.3224



UZM. MEHMET DERİ
mehmet.deri@gmail.com
İNTİHAR EN BÜYÜK CİNAYETTİR
18 Ocak 2014 Cumartesi - Okunma Sayisi : 2514
İntihar; kişinin kendi kendisini öldürmesi, kendi hayatına son vermesidir. (Hayati Hökelekli, “İntihar”, DİA., C. 22, TDV. Yay., İstanbul 2000, s. 351; İbrahim Paçacı, “İntihar”, Dinî Kavramlar Sözlüğü, DİB. Yay., Ankara 2006, s. 318)
İslam’da temel amaçların başında gelen nefsin/canın korunması (diğerleri dinin, aklın, neslin, malın korunmasıdır)  ilkesinin bir sonucu olarak kişinin haksız yere bir başkasını öldürmesini yasakladığı gibi (Bakara, 2/178; Nisâ, 4/ 93; En’âm, 6/151; İsrâ, 17/33) kendi canına kıymasını da kesin bir dille yasaklanmıştır. “Kendinizi öldürmeyin” (Nisâ, 4/29) ifadesi müfessirlerce değişik yorumlanmakla birlikte intihar yasağının delillerinden biri olarak görülmüştür. Ayrıca “kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayınız” (Bakara, 2/195) meâlindeki ayet de dikkate alınarak kişinin kendi ölümüne yol açacak her türlü davranışlardan kaçınması gerektiği bildirilmiştir. (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, C. 2, Çelik-Şûra Yay., İstanbul 1993, s. 19-20)
Bir insanın ne kendini ne de bir başkasını haksız yere öldürmeye hakkı yoktur. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de haksız yere cana kıymayı haram kılmış, cezasının ebedî kalınacak cehennem olduğunu bildirmiştir (Nisâ, 4/93). Aynı şekilde haksız yere bir kişiyi öldürmeyi bütün insanlığı öldürmek, bir kişiyi kurtarmayı da bütün insanlığı kurtarmak gibi kabul etmiştir. (Mâide, 5/32)
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) de intihar eden kimsenin cehenneme gireceğini ve intiharı gerçekleştirdiği yöntemle ceza göreceğini belirterek şöyle buyurmuştur: “Kim kendisini dağdan atarak intihar ederse, o kimse cehennemde devamlı olarak kendini dağdan atar. Kim zehir içerek intihar ederse, zehirini eline alır ve cehennem ateşinin içinde ebedî olarak onu içer. Kim de kendisini bir demir ile öldürürse, demirini eline alır ve cehennem ateşinin içinde ebedî olarak o demiri karnına saplar.” (Buhârî, Tıb, 56; Müslim, İman, 175; Tirmizî, Tıb, 7; Nesâî, Cenâiz, 68; Ebû Dâvûd, Tıb, 11; Dârimî, Diyât, 10)
Yine Peygamberimiz (s.a.s.) intihar edenin kimsenin günahının büyüklüğü nedeniyle cenaze namazını kendisi kıldırmamıştır. (Müslim, Cenâiz, 107; Ebû Davud, Cenâiz, 51; Tirmizî, Cenâiz, 68; Nesâî, Cenâiz, 68) Peygamberimizin intihar edenin cenaze namazını kıldırmaması; suçun büyüklüğüne dikkat çekmek ve başkalarını bu fiilden men etmek amacına yöneliktir. Nitekim bazı rivayetlerde Peygamberimiz “Arkadaşınızın cenaze namazını kılın” demiş, bunun üzerine Ashâb-ı Kirâm (r.a.) o kimsenin cenaze namazını kılmıştır. (İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte- Hadis Ansiklopedisi, Akçağ Yay., Ankara 1990, s. 391)
İslam âlimlerinin büyük çoğunluğuna göre, intihar eden büyük günah işlemiş olmakla birlikte, dinden çıkmış olmaz; kâfir olduğu söylenemez. Bu sebeple, intihar edenin cenazesi, diğer Müslümanlar gibi yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır ve Müslüman mezarlığına gömülür. (Hamdi Döndüren, “İntihar”, Şamil İslam Ansk., C. 4, İstanbul 2000, s. 114; Paçacı, age., s. 318) Hayber Gazvesi’nde intihar eden Kuzman’ın cehennemlik olduğu bildirilmişse de (Buhârî, Kader, 5; Rikâk, 33; Meğazî, 38; Cihad, 77; Müslim, İman, 179) cehennemde ebedî olarak kalacağını belirten açık bir ifade yoktur. Bu yüzden intihar suçunu işleyenin cezasını çektikten sonra cehennemden kurtulacağı umulur. Ancak bunun için, intihar edenin son anda mümin sıfatını taşıması ve intiharın helâl olduğuna itikad etmemiş olması da şarttır. (İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte, C. 14, s. 146; Döndüren, age., s. 146)
Hayat, Rabbimizin bizlere verdiği en büyük nimetlerin başında gelir. İnsan, kulluk grevini ve diğer vazife ve sorumluluklarını bu hayat nimeti vesilesiyle yerine getirir. Allah’a kulluk için yaratılan, imtihan için yeryüzüne gönderilen insanın dünyaya gelmesi kendi elinde olmadığı gibi dünyadan ayrılması da kendi yetkisinde değildir. Dünyaya gelmesi de, ölümü de ilâhî iradenin elindedir. İnsan, Allah’ın verdiği ömrü sonuna kadar muhafaza etmek ve onu en iyi şekilde değerlendirmekle mükelleftir. Bu nedenle de intihar ederek Allah’ın verdiği bu hayat nimetinin elden çıkmasına sebep olmak çok büyük bir günah ve cinayettir.
İnsan, bu dünyada birtakım sıkıntı ve zorluklarla karşılaşabilir. Güç yetiremeyeceği olumsuz olayları ve durumları yaşayabilir. Fakat insan bütün bu olumsuzluklara rağmen ruh sağlığını kaybetmemeli; sıkıntılara ve zorluklara karşı sabretmeli, Allah’a sığınıp O’ndan yardım istemelidir. Kendisinin imtihan için dünyaya gönderildiğine inanan ve inancının gereği Allah’a güvenip dayanan insan ise asla ümitsizliğe, karamsarlığa düşmez. Allah’a olan inancını ve güvenini asla kaybetmez. Her karanlık gecenin aydınlık bir sabahı olduğu gibi her zorluğun da bir kolaylığı olduğunu bilir. Allah’a güvenip dayanarak problemlerine çözüm yolu bulur ve asla intihar yolunu seçmez.

SONUÇ
Sonuç olarak söylemek gerekirse; insan hayatına çok büyük önem veren ve insan hayatının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için gerekli her türlü tedbiri alan İslam, intiharı şiddetle yasaklamış, intihar edenin ahirette ağır bir azaba uğrayacağını bildirmiştir. Öyleyse Müslüman; her türlü sıkıntılı ve güç durumlarda sabretmeli, Yüce Allah’ın engin lütuf ve keremine sığınmalı, şartlar ne kadar kötü olursa olsun Allah’a olan imanını ve güvenini asla yitirmemelidir. Çünkü sıkıntılara ve zorluklara çare, dertlere deva, hastalıklara şifa veren ancak Allah’tır.
Yazarın Son Yazıları
» İNTİHAR EN BÜYÜK CİNAYETTİR
» ŞEFAAT
» SOSYAL BİR İBADET ÖRNEĞİ OLARAK KURBAN
» İSLÂM VE YETİMLER
» KOMŞULUK
» On Beş Asırlık Mucize Kaylûle (Öğle Uykusu)
» ÖTEKİ DİLDE VAR OLMAK: ARAPÇA ÇEVİRİDE EŞDEĞERLİK
» İSLAM TERMİNOLOJİSİNDE DUA KAVRAMI
» OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE ÜLKEMİZDEKİ MİSYONERLİK FAALİYETLERİ
» İSLAMİ LİTERATÜRDE EVLİLİK VE AİLE KAVRAMLARI
» DÜNYAYI YÖNETEN TEHLİKELİ GİZLİ/KÜRESEL ÖRGÜTLER VE ETKİLERİ
» DÜNYAYI YÖNETEN TEHLİKELİ GİZLİ/KÜRESEL ÖRGÜTLER VE BUNUN YANSIMALARI
» FEDAKÂRLIĞIN VE SAMİMİYETİN SEMBOLÜ OLARAK KURBAN İBADETİ
» YENİÇERİ OCAĞI
» KUR’AN VE HADİSLERDE SADAKA KAVRAMI
» ŞERİF HÜSEYİN İSYANI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
» KANAAT EN BÜYÜK HAZİNEDİR
» İNSANLARI BİRBİRİNE YAKINLAŞTIRAN SEVGİ YUMAĞI: HEDİYELEŞMEK
» Malazgirt Zaferinin Müslüman Türk Tarihi Açısından Önemi
» MİLLÎ BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZN SEMBOLÜ: ÇANAKKALE ZAFERİ
 
DİĞER KÖŞE YAZARLARI
Ahmet Avcı
Dört Mumun Hikayesi
İDRİS ÖZCAN
SON TAHLİLDE ELMALI
ZAKİR GÜRER
ÖTERSE İYİ DÜDÜK !
HÜSEYİN DENİZ
BAYRAĞIMIZA GÜZELLEME
MUHAMMET TAŞAN
ŞEHİTLERİN HAYKIRIŞI
2010 - 2013 © batiakdeniz.com Tüm Hakları Saklıdır. Hiç bir bilgi ve resim kaynak gösterilmeden kopyalanamaz. yazılım : webustasi.com